loader

Bir Anne ve 9 yaşındaki Oğlu

yazdır

Bir Anne ve 9 yaşındaki Oğlu

Eğer sizinde çocuğunuz Utku gibiyse mutlaka Sevil Hanımın oyun ‘gizemli odasına yolunuz düşmesini tavsiye ederim

Bir Anne ve Oğlu Merhabalar, Ben Utku’nun annesiyim. Utku 9 yaşında, şuan ilköğretim 3. sınıf öğrencisi ve benim bitanem. Utku doğduğu günden bu yana hep hareketli, ağlayan, dur durak bilmeyen, her an kendi isteğinin gerçekleşmesini isteyen, ‘hayır’dan anlamayan, yapabileceği işleri bile yapmayan, sorumluluk almayan, bağırıp çağıran, öfkesini çabuk belli eden, agresif, kurallara uymayan, daha doğrusu kural nedir bilmeyen bir çocuktu. En başa dönmek istiyorum. Utku daha doğmadan hamileliğim çok stresli geçmişti. Şimdiki bilgim ve tecrübem o zaman olmuş olsa inanın hamilelik dönemindeki stresimi-sıkıntımı en aza indirmek hatta hiç olmaması için elimden geleni yapmak isterdim. Stresli bir hamileliğin sonunda Utku dünyaya geldi. Utku’nun bebeklik dönemi 2 yaşına kadar ağlamakla geçti. Gitmediğimiz doktor, gitmediğimiz hastane kalmadı ama bu süreç 2 yaşına kadar hep böyle devam etti. Normal çocuklar gibi değildi. Yürümesi, konuşması, tuvaletini söylemesi hep diğer çocuklardan geç oldu. Tabii ki başkalarının çocuklarına baktıkça bu beni daha doğrusu ailece bizi çok üzüyor, düşündürüyordu. İki buçuk yaşında konuşamıyor diye bir hekime götürdük. Sadece başlı başına konuşamıyor diye değil çok hareketli, dur durak bilmeyen, ‘dur’ ya da ‘hayır’ kelimesinden anlamayan, hiç oturmak nedir bilmeyen ve dahası bir çocuk olması da götürmemizin nedenlerinden sadece birkaç tanesiydi. Götürdük ve testler, tahliller yapıldı. Zekasında herhangi bir problem yoktu ya da ne bileyim yapılan testlerin sonucunda hiçbir olumsuzluk teşkil edebilecek bir durum yoktu. Ama bu çocuk neden böyleydi. Hiçbir yere gidemezdim bir dakika yerinde durmazdı. Gittiğim yerde oturamazdım bile ‘ Utku dur’ , ‘Utku yapma’ , ‘Utku otur’ demekten. Ne bileyim bir alışveriş merkezine gidemez, alışveriş yapamazdım. Gördüğü her şeye sarılır ve kesinlikle elinden alamazdık o illaki alınacaktı Utku için. Utku’nun bu halleri, hareketliliği, her şeyi diretmesi beni de zor durumda bırakıyordu. Benimde psikolojimi bozmuştu bu durum. Her şey Utku üzerine odaklıydı. Hayatımın her anını, her dakikasını hatta her saniyesini Utku’nun doldurduğu bir hayatı yaşamaya başladım. Kendime zaman ayırmak ne ki günlük işlerimi bile yapamaz olmuştum. Çünkü çocuğum çok hareketliydi ve sürekli gözüm onun üzerindeydi ve onun peşindeydim. Ona zarar gelmemesi için sürekli takip etmem lazımdı. Bir şeyden canı yanıyordu ama onu tekrardan yapıyordu, gözü karaydı. Mesela; düşüyordu ve bir yeri kanıyor yahut acıyordu ama tekrardan düşmekten ya da düşebileceği tehlikeden korkmuyordu. Onun için tüm dünyam, hayatım Utku olmuştu. Bu süreç böyle devam etti. 5 yaşında Utku’yu kreşe göndermeye karar verdik. Çünkü paylaşım nedir bilmiyordu. Oradaki çocuklarla paylaşımı, oynamayı öğrenir daha sosyal bir çocuk haline gelir diye. Bizim düşüncemiz böyleydi en nazından. Ama umduğumuz gibi olmadı tabii ki. Kreşte her gün şikayet gelmeye başladı. Arkadaşlarıyla geçinemiyor, arkadaşlarına şiddet kullanıyor, hiçbir oyuncağı paylaşmıyor, hep kendi istediği olsun istiyor ve oyunlara (grup oyunlarına) katılmıyor diye öğretmeninden şikayet geliyordu. Bu durum bizi oldukça üzmüştü. Hatta kreşten bile almayı düşünmüştük ama almadık, zar zor bir şekilde kreşi tamamladı. Ana sınıfına başladığında bir yaş daha büyüdü okula, arkadaşlarına, öğretmenine daha olumlu tavırlar sergiler umuduyla başladık. Anasınıfında ama Aynı şekilde Utku’nun bu problemleri, uyum sorunu hep devam etti. İlkokul 1. Ve 2.sınıfta da uyum problemleri, sınıfta huzursuzluk çıkarması, arkadaşlarıyla geçinememesi, öğretmenini dinlememesi bu süreçte de devam etti. 2.sınıfın 2. Döneminde Utku’yu psikiyatriste götürdüm. Dikkat eksikliği, Hiperaktivite bozukluğu tanısı konuldu. Okumayı daha birinci sınıfa başlamadan kendisi başarmıştı bizim hiçbir çabamız olmadan. Sözel yönde iyiydi ama uygulama ve teknikte zayıftı. Derslerde öğretmenin söylemesiyle ve evde de benim takibimle ders yaparken ya da dinlerken dikkati en ufacık bir şeyde dağılıyordu. Bu bariz bir şekilde belliydi. Kendini vermekte güçlük çekiyordu. Öğretmeni de bizde bu konuda şikayetçiydik. 2. sınıfın 2.döneminde götürdüğümüz hekimin tavsiyesiyle ilaç kullanmaya başladık, dikkatini toparlayabilmesi için en azından derslerde. Etkili de oldu, derslere daha çok yoğunlaşmaya başladı ama hala bilmediğim ama beni rahatsız eden bir eksiklik vardı. Davranışları, huyu, agresifliği geçmiyordu. Eşimle biz bu problemlerinde etkisiyle tartıştık, kavgalar ettik, hep suçu birbirimizde ararken bağlarımız koptu. Utku 3. Sınıfa başladığında eşimle tekrardan barıştık ve Utku okulunu değiştirdi. Çünkü il değişikliği yaptık. Utku yaz tatili boyunca da hekimin tavsiyesiyle ilaçlarını bırakmıştı. İl değişikliği yaptığımız için doktoru da kaldı orada. Okul başladı yeni bir okul, yeni arkadaşlar, yeni öğretmen, yeni bir çevre Utku’nun olan problemlerinin üzerine daha çok yenilerini kattı. Tabii ki eşimle bu durum bizi iyice endişelendirdi. Okulun ilk günleri olmasına rağmen şikayetler hemen gelmeye başladı. Bizde yine çareler aramaya başladık. Pek çok hekime gittik eşimle. Eşim araştırdı ben araştırdım ama hep ilaç tedavisi öneriyorlardı. Tamam ilaçların etkisi oluyordu ama söylediğim gibi bir şeyler eksikti. Bir gün eşim nette dolaşırken Sevil Hanımın sitesine takılmış ve ziyaret etmiş. Referanslarını okumuş ve geniş bir araştırma yaptıktan sonra bana da bahsetti. Birlikte sitesi tekrar ziyaret ettik, bende baştan sona inceledim ve eşimle ortak bir karar verip o akşam aradık ve randevu aldık. Bir hafta sonrasına randevu verildi. Günümüz geldi ve Sevil hanımın ofisine gittik. Tabii ki neyle karşılaşacağımızı bilmeden aklımızda pek çok soru işaretiyle. Sıcak bir karşılamanın sonunda konuşup anlattık Utku hakkındaki problemlerimizi, hep ilaç tedavisi uygulanıp başka hiçbir şekilde yönlendirilmediğimizi. Sevil hanım bize uzun bir süreç olmadığını bir buçuk ay gibi kısa bir sürede Utku’yu normal, yaşıtlarına uygun bir çocuk haline getireceğini söyledi. Ve süreç başladı… Tabii ki terapiler ilk bir ay hafta da bir oldu. Utku’da bizde bayağı zorlandık bu bir ayda. Çünkü Utku bugüne kadar hep bizi kullanmış, her dediğini yaptırmış biz ona anne baba değiliz de o bize hükmetmişti hep. Sıkı bir otorite altına girince tabi ki tepki vermeye başladı. Çünkü 9 yıllık anne babası biranda değişmişti. Sevil Hanım’ın tüm öğütlerini dinleyip yapmamız gerekenleri yaptık. Utku’yu bebeklikten yaşının gerektirdiği olgunluğa bir buçuk ay gibi kısa bir sürede el birliğiyle getirdik. Şuan Utku 9 yaşının tüm özelliklerini taşıyor. Kendisi yemeğini yiyor, saati geldiğinde yatıp sabahları itirazsız kalkıyor. Derslerini yapıyor, kendiliğinden tuvalet temizliğini yapıyor. Artık Utku arkadaşlarıyla oynuyor, grup oyunlarına dahil oluyor, sosyalleşiyor.’hayır’ ı biliyor. Bir şey illaki olacak diye diretmiyor. Sonuç olarak dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların ailelerinin öncelikle bu durumu kabul etmesi gerekiyor. Çünkü var olan bir durum ve günümüzün yeniçağında değil araştırıldığında 1900’lü yıllarda bile olduğu görülüyor ve en önemli hususta sadece ilaç tedavisiyle kalmamak. Uzman bir danışmandan da yardım almak. İkisi planlı bir şekilde yürütüldüğünde emin olun sonuçlarına inanamayacaksınız. Sevil Hanım’a ulaşmama vesile olan eşime minnettarım. Sevil Hanım’a da destek ve yardımlarından dolayı çok teşekkür ediyorum. Eğer sizinde çocuğunuz Utku gibiyse mutlaka Sevil Hanım’ın oyun ‘gizemli odasına’ yolunuz düşmesini tavsiye ederim. Teşekkürler Sevil Hanım.

 

 

 

 



Etiketler : bir anne ve 9 yaşındaki oğlu

KATEGORİYE BAĞLI DİĞER İÇERİKLER