loader

Okullar açılıyor! Pedagog Sevil Yavuz dan ailelere tavsiyeler!

yazdır

Okullar açılıyor! Pedagog Sevil Yavuz dan ailelere tavsiyeler!

Okullar açılıyor, peki siz okula hazır mısınız?

Okula Uyum, Okula Dönüş Psikolojisi, Okul Sendromu,

Okula öncesi eğitme yeni başlayan çocuklar, ilk aylarda okula alışmakta zorlanabilirler. Aileden sonra ilk defa sosyal bir çevreye giren çocuk, anne babanın bölünmeyen ilgisine sahipken, öğretmenin en az 10’a bölünmüş ilgisiyle yetinmek zorunda kalır; ilk defa kurallarla tanışır, bütün günü günlük plana ve öğretmenin komutlarına göre yaşar ve her istediğini yapamaz. İlk zamanlarda buna alışmak çocuğa zor geldiğinden, okula gitmemek için stratejiler geliştirebilir. 

Bunlardan en çok bilineni sabah evden ayrılırken ağlamak, kendini yerden yere atmaktır. Amaç okula gitmemek için anne babayı ikna etmektir. Eğer bu işe yaramazsa daha ileri gider ve  “anne, sen beni sevmiyorsun okula gönderiyorsun” ya da “artık seni sevmiyorum, senden nefret ediyorum çünkü beni okula gönderiyorsun” gibi sözlerle duygusal baskı uygulayabilirler. 

Bütün bu tepkiler ilk defa okulla tanışan bir çocuk için çok normal olup, okula alışma sürecinin bir aşamasıdır.  Çocuğunuza nasıl yaklaşmanız gerektiğiniz biliyorsanız endişelenecek bir şey yok Fakat bu durumla başa çıkamıyorum derseniz bir pedagogdan yardım alabilirsiniz. 

Okula alışma sürecinde anne baba çocuğa nasıl davranmalı? 

Öncelikle anne baba kararlı olmalı, kendinden emin ve tutarlı davranmalı. Çocuk ne kadar ağlarsa ağlasın anne baba üzüldüğünü belli etmemeli ve teselli etmeye çalışmamalı. Ağlama krizi yaşayan çocuğa aşırı şefkat gösterilirse; çocuk daha fazla ağlayacak, kendini yerden yere atacaktır. Yüz ifadesinden anne babanın üzüldüğünü gören çocuk bunu çok iyi kullanır. Bu nedenle anne baba ses tonuyla, yüz ifadesiyle “okula gönderme konusunda” ne kadar kararlı olduklarını göstermeliler. 

Bunun yanı sıra çocuğun “siz beni sevmiyorsunuz beni okula gönderiyorsunuz” gibi sözlerine üzülmeyin çünkü gerçek değil. Bu durumda tutarlı tavrınızı koruyun ve  “seni çok sevdiğimiz için diğer arkadaşların gibi okulda eğlenceli vakit geçirmeni istiyoruz.” gibi cümlelerle rahat bir şekilde, üzüldüğünüzü belli etmeden cevap verin. 

Okula yeni başlayan çocuğa yapılan diğer hatalı yaklaşım ise her fırsatta okul hakkında konuşmaya çalışmaktır. İlk günler çocuk eve girer girmez “okulda bugün ne yaptın”, “okul nasıldı” gibi sorularla çocuğu bunaltmayın. Çocuk, okul hakkında soru sormadıkça, konuşmadıkça bu konuyu açmayın.  Ayrıca okulun ne kadar güzel bir yer olduğunu inandırmaya çabalamayın bunu kendisi fark etsin. Bu sözler çocuğu bunaltabilir ve okuldan soğumasına neden olabilir. Kısacası kendinizden emin, rahat ve tutarlı davrandıkça çocuğun okula alışması uzun sürmeyecektir.  

Okul öncesi dönemde öğretmenin tutumu nasıl olmalıdır? 

Okulun, ilk haftaları program ağır olmamalı. Programda kurallı oyun yerine, serbest zaman etkinliklerine; sakin oyun yerine, daha fazla eğlenceli, aktif oyunlara yer verilmeli. Öğretmenler, çok kurallı otoriter olmamalı; çocuğun yaptığı bazı olumsuz davranışlarını görmemezlikten gelmeli ve çocukları ilk günden kurallarla sıkmamalı. Çünkü çocuğun okulu sevmesi için kendini evdeki gibi özgür ve rahat hissetmesi çok önemli. 

Ayrıca  sabahları ağlayarak gelen çocuklar için bir ödül sistemi geliştirebilirler. Örneğin; sabah ağlamadan gelen çocuklara kartondan kesilmiş bir kelebek ya da çiçek arkadaşları karşısında verilebilir ve bu konu hakkında motive edici şekilde konuşulabilinir. Okula ağlamadan gelen çocuğa bir kahraman gibi davranıldığı için, çocuk bu davranışından dolayı gurur duyar ve övgüler almak için ağlamadan gelmeye başlar, bir kaç  hafta sonra okula tamamen alışmış olurlar. 

Bu stratejiler çocuğunun özelliklerine, şartlarına göre değişebilir. Bu konuda öğretmen ve bir pedagogla işbirliği için çalışabilir. 

İlköğretime yeni başlayan çocukların tepkileri nasıldır ve bu dönemde anne baba çocuğa nasıl yaklaşmalı?

Çocukların ilkokula başlama tepkisi okula başlamadan önceki yaşam deneyimleriyle ilgilidir. Daha önce anaokuluna giden ve okulu seven çocuklar büyüklerin okuluna gideceğim diye heyecan duyarken; anaokulunda tatsız günler geçiren çocuklar okula gitmek istemeyebilir.

Anaokuluna hiç gitmemiş çocuk için ise çevrenin yorumları (olumlu veya olumsuz) etkilidir. Bu nedenle anne babanın, yakın çevrenin okulla ilgili yorumlarına dikkatli olmalı. “Artık sen büyüdün, çocuk değilsin, ders çalışacaksın, öğretmenin sözünü dinleyeceksin, artık oyun, tv, pc..vb. yok” gibi sözlerle okulun başlamasıyla sorumlulukların artacağı, sıkıcı bir hayatın başlayacağı mesajları çocukta okul fobisine neden olur. Çocuk okula zorunlu olduğu için değil, istediği için gitmesi için ortam hazırlanmalı.

Diğer hatalı tutum ise anne babanın, çevrenin birden bire çocuk hakkındaki beklentilerin arttırmasıdır. Çocuk henüz üç ay gibi kısa bir süre önce anaokulunda oyuncaklarıyla oynarken, üç ay sonra artık “oyun çocuğu” olmaktan çıkıyor ve bir yetişkin gibi davranması bekleniyor. Sorumlulukları arttırılıyor, ders çalış gibi emirler; tv yok gibi yasaklar artıyor ve eğlenceli etkinliklere kısıtlama getiriliyor. Oysa çocuk hala oyun çocuğu ve oyun oynamaya, eğlenceli vakit geçirmeye ihtiyacı var. Bu nedenle anne babalar çocuklarının okul dışında eğlenceli vakit geçirmesine fırsat vermeli ve ev ödevleri yapmaları için baskı uygulamamalıdır.

Anne babanın yaptığı başka bir hata ise “ okuma-yazma öğren” baskısı ve çocuğu arkadaşlarıyla karşılaştırması. Sevgili anne babalar çocuğunuzun kendini hazır hissettiğinde okuma-yazmayı öğrenecektir. Bunun için ne siz strese girin, ne de çocuğunuzu bu strese sokup okuldan soğumasına neden olun. Ben ilkokul 2. sınıfın 2. dönemi okuma-yazmayı öğrenmiştim ama ilk sene ilk dönem okuma-yazmayı öğrenen arkadaşlarım liseyi bile okumadı. Çocuğunuzun zekâsını ve akademik başarısını okuma-yazmayı öğrenme hızıyla ölçmeyin, arkadaşlarıyla karşılaştırmayın ve çocuklarınızın çocukluğunu doya doya yaşamasına izin verin.

Kısacası ilk sene anne babanın yaklaşımı, öğretmenin tutumu çocuğun okulu sevmesinde çok önemli rol oynuyor. Eğer ilk sene çocuk okuldan soğursa bu gelecekteki akademik başarısını da etkileyebilir ve kendine güvenmeyen, başarısızlığa alışan, ders çalışmak istemeyen bir çocuk olmasına neden olabilir. Bırakın çocuğunuz ders çalışmak istediğinde çalışsın, konuşmak istediğinde okul hakkında konuşsun. Her an her yerde konu okul ve dersler olmasın. Okula çocuk siz istediğiniz için değil, kendi istediği için gitsin.

Bu dönemde öğretmenler nasıl bir yol izlemeli? 

Öğretmenler ise ilköğretime yeni başlayan çocuklara yaklaşımında şefkatli, güler yüzlü ve anlayışlı olmalı. Derse olabildiğince eğlence katmalı, dersi oyun haline getirmeli. Ama sadece öğretmenin olumlu davranışları yeterli değil. Çocukların okuldaki başarısını artırmak, okulu sevmelerini sağlamak için eğitim sisteminde değişiklikler yapılmalı. Maalesef eğitim sistemimizde problem var. İlköğretim 3. sınıfa kadar oyun programın bir parçası olması gerekirken, anaokulundan ilköğretime çok sert bir geçiş var.   

Liseye yeni başlayan çocuklara nelere dikkat edilmeli? 

Bu dönem çocuk içinde sizin içinde çok kritik bir dönem; yeni bir okul, yeni ders programı, yeni sorumluluklar, yeni arkadaşlar.. Bütün bunlara alışmak zorken bir de ergenlik dönemi karmaşık duyguları ve kimlik bunalımı çocuğu hassaslaştıracaktır. Bu dönemde çocuğunuz daha hırçın davranabilir. Özellikle bu dönemde kendi adlarına karar alınmasından, arkadaşları karşısında küçük düşürülmekten ve komut almaktan hoşlanmazlar. Bu nedenle bu dönem geçene kadar anne baba çok anlayışlı olmalı, kesinlikle çocukla güç kavgasına girmemeli ve inatlaşmalılar. Eğer bu dönemde çocuğunuza nasıl yaklaşacağınız bilmiyorsanız bir uzmandan destek almanız çocuğunuzun psikolojisi açısından çok önemli.

Çocuklarınızın okula mutlu olması dileğiyle,



Etiketler : okullar açılıyor pedagog sevil yavuz dan ailelere tavsiyeler

KATEGORİYE BAĞLI DİĞER İÇERİKLER